duraksamak

duraksamak
nsz 踌躇, 犹豫, 迟疑: Ayaklarım birbirine dolaşarak merdivene doğru koşarken duraksadım. 我正要三脚并做两脚跑上楼去, 又迟疑了一下。Bu durumlarda hiç duraksamadan şapkasını almış, kapıyı çarpıp gitmiştir. 在这种情况下, 他毫不迟疑地拿起帽子, 把门一摔走了。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Игры ⚽ Поможем решить контрольную работу

Look at other dictionaries:

  • duraksamak — nsz Ne yapmak veya ne demek gerektiğini kestiremeyerek duraklamak, tereddüt etmek Silahına karşılık ilk kurşun yüzünü seğirterek geçince duraksadı. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • duraklamak — nsz 1) Hareket durumundayken kısa bir süre için durmak veya arada bir durmak Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı. F. N. Çamlıbel 2) mec. Bir süre ses çıkarmamak, bir şey söylememek, duraksamak, tereddüt… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • duraksama — is. Duraksamak durumu, tereddüt Kuşkularım ve duraksamalarımla, bir türlü durmuş oturmuş bir düzene kavuşamamanın acısını çekiyorum. E. Bener …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yutkunmak — nsz 1) Tükürüğü yutmak veya bir şey yutuyormuş gibi gırtlağı hareket ettirmek Oturup oturup kalkıyor, ağzını açacakken hemen yutkunup kapıyor. S. M. Alus 2) mec. Bir şeyi söylemekle söylememek arasında duraksamak Annem kelimelerini yutkunuyor. Y …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tereddüt etmek — kararsız davranmak, duraksamak Hiç tereddüt etmeden maksadımı kendisine anlattım. F. R. Atay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”